Radyasyon güvenliği üç ilkeye dayanır: tetkikin gerçekten gerekli olması, kullanılan dozun mümkün olan en düşük düzeyde tutulması ve hastanın korunması. Bu üç ilke birlikte uygulandığında, görüntülemenin sağladığı yarar taşıdığı riskin belirgin biçimde önüne geçer.
Konuya iki uçtan da yaklaşmamak gerekir. Radyasyon korkusuyla gerekli bir tetkikten kaçınmak, tanının gecikmesine yol açabilir. Öte yandan klinik karşılığı olmayan tetkiklerin tekrarlanması da savunulabilir değildir. Aşağıda bu denge ele alınmaktadır.
Hangi Yöntemler Radyasyon İçerir?
İyonlaştırıcı radyasyon içeren yöntemler X ışını kullananlardır: röntgen, bilgisayarlı tomografi, mamografi, kemik yoğunluğu ölçümü ve floroskopi. Nükleer tıp incelemelerinde de radyoaktif işaretli madde kullanıldığı için radyasyon söz konusudur.
Ultrason ve manyetik rezonans görüntüleme iyonlaştırıcı radyasyon içermez. Ultrason ses dalgası, MR ise manyetik alan ve radyo dalgası kullanır. Bu iki yöntemin radyasyon açısından bir kısıtı bulunmaz.
Radyasyon içeren yöntemler arasında da doz farkı büyüktür. Bir el bileği röntgeninde alınan doz son derece düşükken, karın tomografisinde bu değer belirgin biçimde yüksektir. Mamografi ve kemik ölçümü ise düşük doz grubunda yer alır.
Doğal Radyasyon Nedir?
İnsan yaşadığı çevreden sürekli olarak radyasyon almaktadır. Topraktan, yapı malzemelerinden, gıdalardan ve uzaydan gelen ışınlar doğal arka plan radyasyonunu oluşturur.
Bu maruziyet yaşanılan yükseklikle ve bölgenin jeolojik yapısıyla değişir. Uçak yolculuğu sırasında da yükseklik nedeniyle alınan doz artar.
Tıbbi incelemelerde alınan dozlar bu doğal maruziyetle karşılaştırılarak anlamlandırılır. Bir akciğer grafisinde alınan doz, birkaç günlük doğal maruziyete karşılık gelir. Bu karşılaştırma, dozun büyüklüğünü kavramaya yardımcı olur.
Gereklilik İlkesi
Radyasyon güvenliğinin ilk ve en önemli basamağı, tetkikin gerçekten gerekli olup olmadığının sorgulanmasıdır. Yapılmayan bir çekimin dozu sıfırdır.
Bu nedenle her istem, sonucun tedavi kararını değiştirip değiştirmeyeceği düşünülerek verilir. Kısa süreli ve uyarıcı bulgu içermeyen bel ağrılarının önemli bölümünde erken görüntüleme önerilmez; çünkü sonuç genellikle tedaviyi değiştirmez.
Aynı ilke tekrar çekimler için de geçerlidir. Başka bir merkezde kısa süre önce yapılmış bir tetkikin görüntüleri getirildiğinde, tekrar çekimden kaçınılabilir. Bu nedenle görüntülerin saklanması ve başvurularda yanında bulundurulması önerilir.
Ankara Radyoloji uygulamalarında istem değerlendirmesi bu gereklilik sorgulamasıyla başlar.
Dozun Düşük Tutulması
Tetkik gerekli görüldüğünde, ikinci ilke devreye girer: aranan bilgiyi verecek en düşük dozun kullanılması.
Modern cihazlar bu ilkeye göre çalışacak biçimde tasarlanmıştır. Otomatik doz ayarlama sistemleri, incelenen bölgenin kalınlığına ve yoğunluğuna göre ışın miktarını anlık olarak düzenler. Bilgisayarlı görüntü işleme teknikleri, daha az veriden kabul edilebilir görüntü elde edilmesini sağlar.
Tarama alanının sınırlandırılması da önemlidir. Yalnızca incelenmesi gereken bölgenin taranması, gereksiz alanların ışınlanmasını önler. Aynı bölgenin birden çok kez taranmasından kaçınılır.
Akciğer kanseri taramasında kullanılan düşük dozlu tomografi, bu yaklaşımın örneğidir; standart tomografiye göre belirgin biçimde düşük doz kullanılır.
Fiziksel Koruma Yöntemleri
Işınlanan bölgenin dışında kalan duyarlı organların korunması, güvenliğin bir diğer bileşenidir. Kurşun içeren önlükler ve tiroit koruyucular bu amaçla kullanılır.
Mesafe de koruyucu bir etkendir; radyasyon kaynağından uzaklaştıkça şiddet hızla azalır. Çekim odalarının kurşun içeren duvarlarla yalıtılması ve personelin ayrı bir bölmede bulunması bu ilkeye dayanır.
Radyoloji çalışanları kişisel doz ölçer taşır. Bu cihazlarla alınan doz düzenli olarak izlenir ve belirlenen sınırların altında kalması sağlanır.
Çocuklarda Özel Duyarlılık
Çocuklar radyasyona erişkinlerden daha duyarlıdır. Hücre bölünmesinin hızlı olması ve önlerinde uzun bir yaşam süresi bulunması bu duyarlılığın nedenleridir.
Bu nedenle çocuklarda öncelik radyasyon içermeyen yöntemlerdedir. Ultrason ve MR, mümkün olan her durumda tercih edilir. Karın ağrısı, idrar yolu incelemesi ve kalça değerlendirmesi gibi konularda ultrason ilk sırada yer alır.
Radyasyon içeren bir tetkik gerektiğinde, doz çocuğun yaşına ve kilosuna göre ayarlanır; erişkin protokolü uygulanmaz. Bu ayarlamalar cihaz üzerinde önceden tanımlanmış çocuk protokolleriyle yapılır.
Gebelikte Radyasyon
Gebelikte X ışını kullanan tetkiklerden, zorunluluk doğmadıkça kaçınılır. Ultrason ve kontrastsız MR bu dönemde tercih edilen yöntemlerdir.
Ancak gerekli görülen bir tetkikin gebelik nedeniyle tümüyle reddedilmesi de doğru değildir. Annenin sağlığını doğrudan ilgilendiren durumlarda inceleme yapılır; bu sırada karın bölgesi kurşun önlükle korunur ve doz olabildiğince düşük tutulur.
Karın bölgesinden uzak çekimlerde bebeğe ulaşan doz son derece düşüktür. El, ayak, diş ve akciğer grafilerinde bu değer ihmal edilebilir düzeydedir.
Bilinmeden yapılmış bir çekim sonrasında gebelik öğrenilirse, panik yerine değerlendirme yapılması önerilir. Alınan doz hesaplanabilir ve bu hesap çoğu durumda güven verici sonuç verir. Gebelik olasılığının çekim öncesi bildirilmesi ise bu değerlendirmenin gerekmemesini sağlar.
Ankara Radyoloji Doktorları tarafından yapılan planlamada gebelik durumu belirleyici bir etkendir.
Doz Birikimli midir?
Alınan dozlar yaşam boyunca birikir. Bu nedenle sık tekrarlanan tetkiklerde toplam maruziyet göz önünde bulundurulur.
Bununla birlikte, birikim tek başına bir tetkiki engelleyen ölçüt değildir. Kronik hastalık nedeniyle düzenli görüntüleme gereken hastalarda, izlemin sağladığı yarar öne çıkar. Bu hastalarda mümkün olduğunda radyasyon içermeyen yöntemlere geçilmesi değerlendirilir.
Bazı merkezlerde hastanın aldığı dozlar kaydedilir ve izlenir. Bu kayıtlar, tekrarlayan tetkiklerin planlanmasında yol gösterir.
Sık Rastlanan Yanılgılar
Yaygın bir yanılgı, MR'ın da radyasyon içerdiği düşüncesidir. MR manyetik alan kullanır; iyonlaştırıcı radyasyon içermez. Kendine özgü kısıtları vardır ancak bunlar radyasyonla ilgili değildir.
Bir başka yanılgı, çekim sonrası vücutta radyasyon kaldığı ve çevredekilere geçebileceği düşüncesidir. Röntgen ve tomografide ışın yalnızca çekim anında vardır; sonrasında vücutta kalmaz. Nükleer tıp incelemelerinde ise verilen madde belirli bir süre vücutta bulunur ve bu durumda geçici uyarılar verilir.
Ultrason ve MR'da böyle bir durum söz konusu değildir.
Diş ve Uçuş Gibi Günlük Örnekler
Diş hekimliğinde çekilen tek diş grafileri, tıbbi incelemeler arasında en düşük doz grubunda yer alır. Ağız içi filmlerde ışın çok dar bir alana yönlendirilir ve süre kesirli saniyelerle ölçülür.
Uzun mesafeli uçuşlarda ise yükseklik nedeniyle kozmik ışın maruziyeti artar. Saatler süren bir uçuşta alınan doz, bir akciğer grafisiyle karşılaştırılabilir düzeydedir. Bu örnekler, tıbbi dozların günlük yaşamdaki maruziyetlerle aynı ölçekte olduğunu göstermeye yardımcı olur.
Ankara Radyoloji Doktoru değerlendirmesinde bu karşılaştırmalar, hastanın taşıdığı kaygının gerçekçi bir zemine oturtulması amacıyla aktarılır. Amaç ne endişeyi büyütmek ne de gerekli tetkiki önemsizleştirmektir.
Nükleer Tıp İncelemelerinde Durum
Bu incelemelerde radyoaktif işaretli madde vücuda verilir ve belirli bir süre vücutta kalır. Kullanılan maddeler kısa sürede etkinliğini yitirecek biçimde seçilir.
İşlem sonrası bol sıvı alınması, maddenin idrarla atılımını hızlandırır. Küçük çocuk ve gebelerle yakın temastan kısa bir süre kaçınılması önerilebilir; bu süre kullanılan maddeye göre belirlenir ve inceleme sonrası bildirilir.
Hastanın Rolü Nedir?
Radyasyon güvenliği yalnızca cihaz ve personelle sağlanmaz; hastanın katkısı da vardır. Önceki tetkiklerin getirilmesi tekrar çekimi önler. Gebelik olasılığının bildirilmesi yöntem değişikliğine olanak tanır.
Çekim sırasında hareketsiz kalınması, bulanık görüntü nedeniyle tekrar gerekmesini önler. Verilen nefes komutlarına uyulması da aynı sonucu doğurur.
Tetkikin neden istendiğini sormak da hastanın hakkıdır. Radyoloji Ankara uygulamalarında bu soruların yanıtlanması, hastanın süreci anlaması ve gereksiz kaygı taşımaması bakımından önemli görülmektedir.
Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerine geçmez. Planlanan tetkikinizin gerekliliği ve radyasyon güvenliği konusunda bir radyoloji uzmanına başvurmanız önerilir.